çocuk sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2010 Cuma

Çocuklara güneş her zaman gerekli

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Küçüködük, çocukların üşütür endişesiyle kalın giydirilmeleri ve evden fazla çıkarılmamalarının, güneşin besleyici ışınlarından yeterince yararlanmalarını engellediğini söyledi.

Prof. Dr. Küçüködük, kış aylarında çocukların açık havaya çıkarılarak güneş ışınlarından yararlanmasının önemli olduğunu vurguladı.

Bazen ebeveynlerin çocuklarına karşı aşırı korumacı davrandıklarını, aşırı korumanın ise çocuklara yarar yerine zarar verebildiğini ifade eden Küçüködük, bu kapsamda üşütür korkusuyla çocuklarını kışın güneşli havalarda dışarıya çıkarmaya çekinen ebeveynlere çeşitli tavsiyelerde bulundu.

Kış aylarında çocukların temiz havaya ve güneşe ihtiyacı olduğunu belirten Prof. Dr. Küçüködük, soğuk havaya uygun şekilde giydirilerek dışarı çıkarılmaları ve temiz hava almalarının, güneşten yararlanmalarının sağlanması gerektiğini ifade etti.

“SOĞAN MODELİ GİYDİRİLMELİ”

Çocukları soğuk havalarda tek katlı ve kalın giydirmek yerine, ince ve kat kat giydirilmelerini öneren Küçüködük, “Soğuk havalarda da çocukların temiz havaya ve güneşe ihtiyaçları var. Kış aylarında çocukları eve kapatmak ya da aşırı giydirmek doğru değil. Soğuk havalarda çocuklar dışarı çıkarılırken soğan modeli dediğimiz şekilde, ince ve kat kat giydirilmeli. Böylece vücut ısısı kaybedilmemiş olur ve çocukların vücut dirençleri düşmez” diye konuştu.

RAŞİTİZM TEHLİKESİ

Güneş yetersizliğine bağlı D vitamini eksikliğinin yol açtığı raşitizm hastalığına da işaret eden Prof. Dr. Küçüködük, raşitizmin özellikle bebekliğin 6 ile 24'üncü ayları arasında görüldüğünü, tedavi edilmediği takdirde kemiklerde şekil bozukluğuna neden olduğunu söyledi.

Türkiye'nin güneş ışınları açısından zengin bir ülke olduğunu belirten Küçüködük, “çocukların gelenek olarak kundaklanmaları, üşütme korkusu ile fazla giydirilmeleri ve evden fazla çıkarılmamaları onların güneşin besleyici ışınlarından yeterince yararlanmalarını engellemektedir” dedi.

Prof. Dr. Küçüködük, raşitizm hastalığında bıngıldağın geç kapandığını, kafa kemiklerinin yumuşak olduğunu, bebeğin başının arka kısmının çok terlediğini, göğüs kemiklerinde şekil bozukluğu olabildiğini, el bileklerinin şiştiğini; oturma ve yürümeye başlama zamanının gecikebildiğini anlattı.

Raşitizm şüphesinde doktora başvurulması gerektiğini vurgulayan Küçüködük, çocuk ve bebeklerin düzenli olarak güneşe çıkarılmalarını ve kalsiyum ile C vitamini bakımından zengin gıdalarla beslenmelerini önerdi.

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Küçük çocuklarda bronşit öldürmesin



Küçük çocuklarda bronşit sırasında meydana gelen balgam nefes borusunu tıkayarak ölümle sonuçlanabilmekte.

Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Kendirci, bronşite yakalanan çocukların, balgam çıkaramayacakları için nefes borularının tıkanarak ölebileceklerini bildirdi.

Kendirci, ailelerin çocuklardaki kış hastalıkları konusunda dikkatli olmalarını istedi. Kendirci, yetişkinlerde akciğerlerdeki büyük hava yollarının iltihaplanmasına bronşit, çocuklarda ise küçük hava yollarının iltihaplanmasına bronşiolit adı verildiğini ve özellikle kış aylarında bu tür hastalıkların çok sık görüldüğünü kaydetti.

Süt çocuklarında bronşiolite daha çok rastlandığını ifade eden Kendirci, "Öksürük, nefes darlığı, hışırtılı solunum ile kendini gösteren bronşiolit, küçük çocuklar için tehlikeli bir hastalıktır. Bronşiolite yakalanan süt çocukları, balgamı çıkaramayacakları için nefes boruları tıkanarak ölebilirler. Akciğerlerde zar delinmesi gelişebilir ve bir parçası sönebilir.

2 yaşın altındaki çocukların tedavisinde geç kalınmamalıdır. Akut bronşiolit, astım gelişme riskine karşı takip edilmelidir." dedi. Kendirci, bronşiolit için nemli oksijen tedavisi ve kalp yetmezliğine sebep olmayacak bronşiolleri genişletici ilaçlar verilmesi gerektiğini kaydetti.

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Dikkat! Çocuklarda kanser artıyor



Özel Ege Lisesi'nde, Ege Lösemili Çocuklar ve Onkoloji Derneği işbirliği ile düzenlenen "Çocukluk Çağı Lösemi ve Kanserleri" konulu bilgilendirme toplantısında her yıl 18 yaş altında 3 bin 700 kanser beklendiği belirtildi.

Öğrenci velilerini bilgilendirmek amacıyla, "1. sınıflar Toplum Hizmetleri Projesi" çerçevesinde yapılan toplantıda konuşan Ege Üniversitesi (E.Ü.) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ve Çocuk Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kantar, kanserin genetik bir hastalık olduğunu belirterek, Türkiye'de 18 yaş altındaki çocuklarda her yıl 3 bin 700 kanser beklendiğini kaydetti.

Kansere yakalanmamak için özellikle yüksek gerilim hattına sahip yerlerden ve elektro manyetik alanlardan uzakta durulmasını tavsiye eden Doç. Dr. Kantar, "Cep telefonlarını bugün gönül rahatlığı ile kullanabiliyoruz. Bugünün bilimsel verilerinde, cep telefonunun kansere yol açtığına dair kesin bir kanıt yok. Fakat unutmayalım ki, bugünün bilimsel doğruları, yarının yanlışları olabilir" dedi.

Yaş ilerledikçe kansere yakalanma riskinin arttığını söyleyen Doç. Dr. Kantar, "Dört kilonun üstünde doğan bebeklerde, böcek ilaçları temasları, düzensiz beslenme, gebelikte kahve, sigara, alkol kullanımı kansere yakalanma riskini arttırıyor. Ayrıca sağlıklı beslenerek gelecek yıllara yatırım yapmış oluyorsunuz. İnsanın en önemli varlığı sağlığıdır" şeklinde konuştu.

Gelişmekte olan ülkelerde nüfusun yarıya yakınının bulaşıcı hastalıklardan öldüğünü dile getiren E.Ü. Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yavuz Anacak, Batı Avrupa ve Amerika'da kanserden ölenlerin oranının, enfeksiyon yüzünden ölenlerin oranından daha fazla olduğunu ayrıca kanserli çocuk sayısında da gelişmiş ülkelerden, az gelişmiş ülkelere doğru oranın arttığını belirtti. ABD'de yüzde 1 oranında kanserli çocuk ölümüne rastlanıyorsa, Mısırda bu oran yüzde 6 olduğunu vurguladı. Kanserin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Anacak, "Zengin ülkelerde çocuk ölümleri fakir olan ülkerlerdeki ölümlerden daha az görülmektedir. Fark tedavinin başarısızlığından ve ekonomik yetersizliklerden dolayı giderek açılmaktadır" diye konuştu.